KEKEMELİK
Kekemelik; konuşmanın akıcılığı ile ilgili bir iletişim bozukluğudur. Akıcı konuşmada ritm ve zamanlama büyük önem taşır. Hız, vurgulama ve doğru yerde duraklamalar açısından farklılıklar olsa da akıcı konuşmada sözcükler ve sözcük grupları kendiliğinden akar. Akıcılıkta ortaya çıkan bozukluklar, uygun olmayan duraklamalar, tekrarlar ve benzer problemler konuşmanın doğal akışını etkiler.
İşte ses, hece ve sözcüklerde uzatmalar, tekrarlar veya duraklamalarla ortaya çıkan konuşmanın akıcılığının bozulduğu bu durum "KEKEMELİK" olarak adlandırılır.Artık,kişinin ne konuştuğundan çok nasıl konuştuğu dikkat çekmeye başlar.Konuşan kişi de dinleyenler gibi durumu fark+ettiğinde, konuşma güçlüğüne korku ve endişe de eşlik eder. Bazı durumlarda belirgin yüz ve vücut hareketleri konuşma çabası ile birlikte görülebilir.
HANGİ YAŞLARDA ORTAYA ÇIKAR?
Kekemelik, genellikle dil gelişiminin erken dönemlerinde ortaya çıkar ( 2-6 yaş). Bazı durumlarda, okul çağında, nadiren yetişkinlikte de ortaya çıktığı görülebilir. Çocukluk hastalığı olarak bakılır. İstatistiklere göre yarıya yakını kendiliğinden geçer, diğer yarısı kalır. Kekeleyenler içinde bir kaç hafta, bir kaç ay süren ve geçenler vardır. Geçmeyip kalanlar yaklaşık % 50 civarındadır. % 75 kadarı 3,5 yaşından önce başlar. Erkeklerde daha sık rastlanır. Erkeklerde rastlanan kekemelik küçük yaşlarda \ oranındadır. İlkokulda bu oran 1/5 olarak değişir. Kızlarda erkeklere oranla spontan iyileşme daha fazladır. Batı kültüründe okul nüfusunun % 10' unda kekemelik görülmektedir. Uzakdoğu ve Doğu Asya ülkelerinde de sayılar aynıdır. İlkel kavimlerde ise bu oran aynı hatta daha fazladır. Davranış standartlarının yüksek olduğu toplumlarda kekemelik fazla, kriter davranış standartı, çocuktan beklenti, rekabet anlayışı fazladır. Daha toleranslı, rekabet ve cezanın az olduğu toplumlarda kekemelik daha az görülmektedir.
KEKEMELİĞE YOL AÇAN SEBEPLER
Kekemeliğin nedenleri konusunda ileri sürülen görüşler oldukça değişik ve çoktur. Ancak kekemeliğin tek bir nedene bağlı olarak ortaya çıkmadığı görüşü hakimdir. Kimi uzmanlar, kekemeliği yapısal bir bozukluk olarak ele alırken, kimi öğrenilmiş bir davranış, bir direniş belirtisi olarak tanımlamakta, bir başkası da çevresel nedenlerin kekemelikte önemli rol oynadığı görüşünü savunmaktadır.
Kalıtımsal da olabilir, ailede varsa çocukta olma olasılığı artar. Kekemelik davranışları çok değişken olabilir.Bazen şiddeti artarken, bazen hiç görülmez veya şiddeti azalır. Kendinden küçüklerle konuşurken, şarkı söylerken, (ezberden söylediği için, dikkat konuşmadan başka şeye çekildiği için) toplu halde konuşurken, söyleyecekleri yazılı olarak verildiğinde, birisinin söylediği tekrar edilirken, kendileri otorite konumunda ise kekemelik azalır, bazen de kaybolur. Bazen alışılmışın dışında bir tarzla konuşursa: bağırmak,tiz sesle konuşmak, fısıldamak, konuşma temposunu yavaşlatma gibi durumlarda kekemelikte azalma görülebilir. Ritmik konuşmada da kekemelik azalabilir.
Hangi durumlarda çoğalıyor?
Telefonla konuşurken (sadece konuşma ön planda olduğu için), kalabalık önünde, söylenmesi zor sözcüklerde, zaman baskısı olduğunda, sabırsız dinleyicilerle, (siz konuşurken başka şeylerle ilgilenen, sürekli saatine bakan, devamlı gözlerini kaçıran, konuşmacının sözünü tamamlayan dinleyici) söyledikleri anlaşılmayıp tekrarlatılınca, sosyal tedirginliğin fazla olduğu durumlarda kekemelik şiddetlenir.
Çift dil bilenlerin bazıları, bir dilde kekeliyor,bir dilde kekelemiyor veya kekelemesi azalıyor.
Sebepleri ile ilgili birçok teori vardır;
1. Nevroz Teorisi:
Kekemeliğin nörotik bir davranış olması teorisidir. Psikanaliz yöntemi yaygın olduğu zamanlarda (Freud) bu görüş yaygın. Birçok nevroz teorisi var.Kekemelik oral ve anal erotik gereksinmeleri karşılar. Bir başka görüş ise bilinç altından kendi kendine konuşmayı engelleme çabası demiştir. Bunlar yanlıştır.Kekemelik bir sendrom değildir, davranış bozukluklarıyla birlikte görülmez. Gerek kekemelerde gerekse ailelerinde normalden fazla nevrotik davranışlar görülmüyor.
2. Öğrenilmiş bir davranış olduğu teorisi:
Doğuştan değil sonradan öğrenilmiş bir davranıştır.
a. Wendell Johnson'ın Diagnosofenik Teorisi: (tanıdan kaynaklanan) Bütün çocuklarda konuşma akışı sorunları olur. Ancak anne babalar normal tekrarlara kekemelik teşhisi koyup çocuğa bunu hissettirirlerse, çocuklar
kendilerini kekeme sanıp kekelemeye çalışırlar. Bu teori ne tümüyle yanlış ne tümüyle doğrudur. Doğruluk payı ailelerin tutumu ama bu tutum kekemeliği başlatıyor mu? kesin değil.
b. Sheedon'a göre: Konuşma isteği ile konuşmaktan kaçınmanın isteği
çelişkisinden doğmaktadır. Konuşma güdüsü kaçınma güdüsünden yeterince
yüksek konuşulur (kişi rahat rahat konuşur). Kaçınma üstün gelirse
konuşamaz, sessiz kalır. Eğer bu güçler eşitse kekemelik oluşur, demiştir.
c. Klasik Şartlanma Teorisi: Çocukluktaki tekrarlar strese bir reaksiyondur.
Eğer bu tekrarlar, yine kelimeler, durumlar, kişiler, dinleyiciler, değişik
konuşmacı durumları gibi olumsuz duygularla beslenirse kekemelik doğar.
3. Kekemeliğin fizyolojik aksama/eksiklik olması:
Diğer görüşler kekemeliği nasıl çevresel faktörlere bağladılarsa, bu gruptaki görüşler de kekemeliği kişinin kendisinde aramaktadır.
a. Serebral Dominans Teorisi: Kekemelerde gelişmemiş bir dominans olduğunu
söyler. İnsanlar sol yarıküreyi baskın olarak kullanırlar,bazı çocukların sağ
yarıküresi fazla baskınlık gösterir.Bu çocuklara sol elle yazarken sağ elle
yaz diye zorlama yapılmış ve o nedenle kekemelik ortaya çıkmıştır.Örn:
Çift taraflı dinleme testlerinde 2 kulağa ayrı sözcükler verilir ve
hangilerini daha çok hatırladığına bakılır.Normaller-beklenildiği üzere - sağ
kulağa verileni daha fazla hatırlarlar.Kekemeler de sağ kulağa verileni daha
fazla hatırlarlar ama sağ kulak avantajı daha azdır.
b. Gecikmiş İşitsel Geri-iletim/bildirim (feedback) Teorisi: Normal insanlar
ağızlarından çıkanı 1 sn. gecikme ile bazen daha da az duyuyorlarsa
konuşma mekanizmaları bozuluyor ve kekeliyorlar, şaşırıyorlar. Demekki
kekemelerde de böyle oluyor.
c. Konuşmanın Koordinasyonu için Fizyolojik Kapasitenin Azlığı:
1. Zihinsel motor bozukluk
2. Algısal bozukluk