Dünyanı en önemli ve en zor işlerinden biri  de insan yetiştirmek, insanı eğitmektir. Anne –babalar olarak hepimizin çocukları var . Onları nasıl yetiştirebileceğimiz konusunda da birtakım fikirlerimiz ve bildiklerimiz var.
Ancak; onları en iyi ve en doğru şekilde yetiştirmeye çalışmamıza rağmen , çocuklarımızda yine de sosyal, psikolojik , duygusal ve davranışsal bir takım problemler görülebilmektedir. Çocuklarımızda görebildiğimiz bu problemlerin kaynağı çoğunlukla aile içi yaşamlarıdır.
Çocuklarımızı yetiştirme konusunda çok şey biliyor olmamıza rağmen bizim de bazı hatalarımız olabiliyor.
Bu hatalarımızı , Yanlış Ana – Baba Tutumları olarak özetliyoruz.
 
                                                                                        
YANLIŞ    ANA – BABA TUTUMLARI 

  1. Çocuğun olumlu yanlarını değil , sürekli olumsuz yanlarını  görmek
  2. Mükemmeliyetçilik
  3. Çocuklarının tıpkı kendi istedikleri gibi olması (yetiştirme) düşüncesi
  4. Çocuğun ilgi ve yeteneklerinin farkında olmama / başkalarıyla karşılaştırma
  5. Çocukla ilgili konularda / kararlarda fikrini almama
  6. Böyle yaparsan seni sevmem tehdidi
  7. Çocuğun evde varlığıyla yokluğunun belli olmaması
  8. Hayatta kendi başaramadıklarını çocuklarının başarmalarını   

İstemek / beklemek

  1. Örnek olarak yönlendirmek yerine , sürekli öğüt vererek

     yönlendirmeye çalışmak
  10.  Aşırı Koruyuculuk

HER ŞEYİN BİR DİĞER ANLAMI VARDIR !!!!

1. Sürekli Olumsuz Yanları Görmek :
Bazı anne babalar sürekli olarak çocuklarının olumsuz yanlarını 
    gündeme getirerek , çocuklarının yüzüne vururlar. Bunu yaparlarken ,    
    çocuklarının duygusal ve psikolojik olarak  nasıl etkileneceklerini 
    düşünmezler / düşünemezler . Ayrıca , düşünmedikleri bir diğer şey de
    sanki çocuklarının hep yanlış şeyler yaptığını zannedip , çocuğun yaptığı  
    olumlu ve  güzel davranışlarını / yönlerini görmemek / söylememek .
         Anne babalar sürekli böyle davranarak ;
Çocuklarını sürekli aşağılamakta ,
Kendine olan güvenini örselemekte
Kendine saygı duymasını önlemekte
Çocuğun onurunu incitmekte
Kendini değersiz ve önemsiz hissetmesine sebep olmaktadırlar.
         Sürekli olarak bu şekilde olumsuzluklar bombardımana tutulan çocuk; iyilik ve güzellikten uzak kaldığı için, ailesi tarafından sevilmediğini , önemsenmediğini , değerli görülmediğini düşünerek ailesinden uzaklaşmakta , asi , kavgacı , şiddete eğilimli, huzursuz , mutsuz ve uyumsuz bir yapıya bürünmektedir. Bu durumda çocuk, hak ettiğini düşündüğü saygıyı, ilgiyi ve sevgiyi bulacağı kendisi gibi arkadaşlara  ve gruplara yönelecektir. Sonuç olarak da yanlış arkadaşlar ve yanlış alışkanlıklar edinecektir. Bu da , çocuğun , ailesinin yönlendirmesinden ve kontrolünden çıkması demektir.

Yapılması Gereken :

Bu çocuk hep kötü şeyler yapmıyor ya ! Bazen olumlu davranışlarda da bulunuyordur , bazen güzel / doğru şeyler de söylüyor / yapıyordur. İşte , anne babalar bunun farkına varıp , çocuklarının olumlu davranışlarını, iyi ve güzel yönlerini onunla paylaşarak  onun onurunu okşayarak taktir etmelidirler. Yanlışlarını ve eksiklerini, eleştirmeden, neden ve niçinleriyle ona açıklayarak , bir daha yapmaması için yönlendirmelidirler.
Böylece ailesi tarafından  taktir edilen (ezilmeyen örselenmeyen)  çocuk;
Beğenildiğini
Önemsendiğini
Kendisinin de önemli / doğru şeyler yapabildiğini
Her zaman yanlış yapmayıp , doğru şeyler de yapabildiğini
Başarılarının görüldüğünü, taktir edildiğini
Kendisinin de önemli olduğunu düşünüp - hissederek daha da iyiye / doğruya yönelecektir. Dolayısıyla seçtiği arkadaşları ve kendisine seçtiği meslekler ve modeller de iyi olacaktır. Kısaca ;aile ortamında duygusal sosyal ve psikolojik olarak tatmin olan (doyan ) çocuk , duygularını ve ihtiyaçlarını tatmin etmek için aile dışına çıkmayacak, yanlışlar yapmayacaktır.

 

  1. Mükemmeliyetçilik :

Mükemmeliyetçilik; en iyisini ve en güzelini yapma isteği ve arzusunda olmaktır. Bu yapıda olan ve bu şekilde düşünen anne – babalar çocuklarının da kendileri gibi olmalarını istemektedirler . Oysa ki ; o henüz bir çocuktur ve hayatın gerçeklerini , yaşam becerilerini , doğruları ve yanlışları biz yetişkinler kadar tam olarak bilmemektedir. Bu noktayı göz ardı eden bu anne – babalar yaşam becerileri konusunda , çocuklarından mükemmel olmalarını beklemektedirler. Bu beklenti doğal olarak yanlış bir beklentidir ve çocuğu kapasitesinin , yapabileceklerinin üzerinde performansa zorladığından , çocuğu sitrese ve gerilime sokmaktadır. Çünkü , anne –babasının beklentileri doğrultusunda hata yapmamaya çalışan çocuk , sürekli  kaygı ve korku yaşamaktadır.  Bu da çocukta bazı duygusal, psikolojik rahatsızlıkların ve davranış bozukluklarının oluşmasına neden olmaktadır.

Yapılması Gereken :

                   Her şeyden önce bu anne – babalar , hiç kimsenin mükemmel olamayacağını anlayarak önce kendilerini rahatlatmalıdırlar. Bir atasözümüz ‘’ Hatasız kul Olmaz . ‘’ der. Sonra çocuklarının bir çocuk olduğunun farkına varıp , bir yetişkin gibi düşünüp / davranamayacağını anlamalıdırlar. Yeterli yaşam tecrübesine sahip olmadığından ve de çocukarının her konuda ilgili ve yetenekli olamayacağını kabul ederek ; çocuklarının yapabileceklerinin olduğu kadar , yapamayacaklarının da olacağı gerçeğini kabul ederek , mükemmeliyetçi beklentilerden vazgeçmelidirler. Ayrıca , çocuklarının yanında olup   ona  yardım ve desteklerini vermelidirler.   

3. Çocuklarının  Kendi İstedikleri Gibi Yetişmesini İstemek :
        
                   Bazı anne – babalar da  çocuklarının kendi istekleri doğrultusunda yetişmesini isterler. Bunu yaparlarken kendi değer yargılarını , standartlarını ölçü olarak alırlar.
                   Oysa ki ; her birey kendine özgü bir dünyadır. Her bireyin kendi yaşam tecrübelerine dayanarak öğrendikleri ve keşfettikleriyle oluşturduğu bir   değerler   sistemi   vardır.   Bu   değerler   sistemi   herkeste    farklıdır.
Her bireyin özel oluşu buradan gelir. 
                   Anne – babalar ,  kendi değerler sistemine uygun yetişmesini isteyerek  aslında , çocuklarının kendi değerler sistemini oluşturmasına engel olmaktadırlar.Yani , çocuklarının ileride kendi kararlarını verebilen , sağlıklı kararlar verebilen , ilgi ve yeteneklerini tanıyan , kendini tanıyan kendine güvenen, kendine yetebilen bir yetişkin birey olmasına engel olmaktadırlar. 
                   İlgi ve yeteneklerini tanımadan , kendini keşfedemeden , hayatın akışı içerisinde istek ve arzularını, ilgi ve yeteneklerini test edemeyen çocuk ; kendine güvensiz , içine kapanık , çevresine uyum sağlamakta zorlanan , tedirgin , gergin ve hırçın , mutsuz biri olarak yetişmektedir.

Yapılması Gereken :

                   Anne–babalar her şeyden önce bu dünyada (çevrede) kendilerinin bir eşi daha olmadığını fark edebilmelidirler. Yani ; bilişsel, duyuşsal, düşünsel açıdan  aklınıza ne kadar konu gelirse gelsin  kendilerinin bir eşi daha olmadığının ; her bireyin farklı, kendine özgü bir dünya olduğunun farkına varmalıdırlar. Eğer bunu başarabilirlerse ; çocuklarının da kendileri gibi olamayacağını anlayıp  , kendileri gibi düşünmesi , kendileri gibi  ilgilere-yeteneklere sahip olması …. gibi isteklerinden vazgeçeceklerdir.
                   Özetle ; çocuklarının  kendilerin den farklı , ebeveynlerinden aldıkları karma genlere sahip olduğunu ; bunun da çocuklarını  kendilerinden farklı ilgi ve yeteneklerle donattığını anlamalıdırlar.
                   Bunu anladıktan sonra da , çocuklarının kendi doğaları içinde, kendi ilgi ve yetenekleri doğrultusunda  sağlıklı  ve mutlu bir şekilde gelişmelerine izin vererek , çocuklarının kendi kimliğini tam olarak kazanabilmelerine , bir rehber olarak destek ve yardımcı  olmalıdırlar.   

4 . Çocuğun İlgi ve Yeteneklerinin Farkında Olmama
      Başkalarıyla Karşılaştırma :

                   Daha önce de değindiğimiz gibi , her çocuk kendi ebeveynlerinden karma genler almıştır. Bu da onu , anne-babasından , diğer insanlardan , yaşıtlarından ,özellikle de  komşunun çocuğundan , akrabalardaki çocuklardan farklılaştırmıştır. Ayrıca her çocuk yetişme ortamı açısından aynı ortamlara da , aynı yapıda ebeveynlere de sahip değildir. Doğal olarak her çocuğun ilgilendiği konular yetenekli olduğu konular, başarılı ve başarısız olduğu konular , beğenileri , alışkanlıkları, ve başarı derecesi farklı olacaktır.
                   Biz ebeveynler işte bu noktaları dikkate almayız , çocuklarımızı ; kendisinden farklı olan diğer çocuklarla karşılaştırırız. Bu karşılaştırmayı yaparken ;
         Onun karnesinde hiç zayıfı yok , ya senin karnende neden zayıf var
         Onun notları daha yüksek , ya senin notların neden düşük
         O, okuldan gelir gelmez hiç kimse söylemeden dersini yapıyor , ya sen
         O , annesine / babasına hep yardım ediyor, ya sen
         Sen  neden onun kadar başarılı , çalışkan ve akıllı değilsin
Sen niçin onun gibi değilsin …..
gibi  ifadelerimizi çocuğumuzun üzerine hemen hemen her gün ver yansın ederiz.
Bunu yaparken aslında çocuğumuza  : Hani demiştik ya ‘’ Her şeyin bir diğer anlamı vardır   ! ‘’  
        
         O daha akıllı sen onun kadar akıllı değilsin
         Ben onu daha akıllı buluyorum seni değil
         O daha başarılı sen onun kadar başarılı değilsin
         Ben onu çok başarılı buluyorum sen başarısızsın
         O senden daha iyi sen kötüsün
         Ben onu çok beğeniyorum seni beğenmiyorum
         O planlı sen planlı değilsin
         Ben onun çalışma yöntemini beğeniyorum seninkini beğenmiyorum     Ben onu beğeniyorum , taktir ediyorum  , seni değil
         Bana göre  o değerli sen değersizsin
         Bana göre  o önemli sen önemsizsin
        
Özetle ;
‘’    O    Çok    Şey ,   Sen    Bir    Hiçsin  ‘’ demekteyiz

Bizden , hayatındaki en önemli kişilerden , sevgisine ,beğenisine ilgi ve alakasına , taktirine , desteğine en çok ihtiyaç duyduğu biz anne-babasından   hemen hemen her gün
 beğenilmediği ,
 sevilmediği ,
 taktir edilmediği   şeklinde bu sözleri duyan , böylesine küçük düşürücü , aşağılayıcı muameleye maruz kalan  çocuk/ genç ;
kendini yalnız ,
değersiz ve önemsiz hissetmekte ,  
kendine güvenini ve saygısını kaybetmekte ,
içine kapanmakta ya da hırçınlaşıp /asileşmekte.
ailesinden uzaklaşmakta,
dışarıda yanlış arkadaşlar edinerek zararlı alışkanlıklar edinmekte,      şiddete eğilimli bir insan olmaktadır.

 

Yapılması Gereken :
        
Her çocuğun farklı bir insan olduğunu ; kendi çocuğumuzun diğer çocuklardan farklı ilgi ve yetenekleri olduğunu  , yapabileceklerinin olduğu kadar yapamayacaklarının da olabileceğini , başarılı olabileceği alanlar olduğu gibi daha az başarılı olabileceği alanlarında olabileceğini fark ederek, onu diğer çocuklarla karşılaştırmaktan vazgeçmeliyiz.
         Bir yanlışı ya da eksiği olduğunda, onu aşağılarcasına yüzüne vurmaktan ziyade , nedenleri/niçinleriyle doğrusunu açıklamaya öğretmeye çalışmalıyız.
Çocuğumuzun başarılı olduğu alanlarda mutlaka vardır. Her başarısında onu taktir ederek kendisini beğendiğimizi , sevdiğimizi saygı duyduğumuzu hissettirerek, kendine güvenini geliştirmeliyiz. Taktir etmek , onurunu okşamak için her fırsatı değerlendirmeliyiz .  Kendini değerli ve önemli hissettirmeliyiz. Çünkü buna çok ihtiyacı var. Bunu yaparsak çocuğumuz huzurlu ve  mutlu olacaktır . Kendi dünyasında mutlu ve huzurlu olan çocuk , kötü , zararlı / yanlış şeyleri ( kişileri ) değil olumlu güzel şeyleri kendisine yakıştıracak , güzel ve değerli hedefler ve modeller  seçecektir. Kısaca ; iyiye ve başarıya yönelecektir.

5 . Çocukla İlgili Karar ve Konularda  Fikrini Almama :

                   Yaşı kaç olursa olsun çocuğunuzda bir insandır. Onunda kendince istekleri  , beklentileri ,düşünceleri ve söylemek istedikleri vardır.
Evinizin vazgeçilmez bir ferdi-üyesidir.
                   Ancak biz ebeveynler onu bir insan değil de bir çocuk olarak görüp onun da bir fikrinin  , planının , bir isteğinin olabileceğini hiç aklımızdan geçirmeyiz. O , sanki hep çocuk olarak kalacak, sanki ileride sık sık birtakım önemli kararlar verecek , tercihlerde bulunacak bir yetişkin olmayacak.
                   Onu bu şekilde görmemezlikten gelerek , ( hani , her şeyin bir diğer anlamı var demiştik ya ) onu aramızda /evde yok saymaktayız, ona sen konuşmasan da olur ,senin isteklerin olamaz ki , senin fikrin ve söylemek istediklerin pek de önemli değil, duysak ta olur duymasak ta …gibi gizli mesajlar vermekteyiz. Verdiğimiz bu olumsuz , aşağılayıcı,  incitici mesajları çocuklar mutlaka bir şekilde almaktalar. Sonuç olarak ta çocuk  kendisini önemsiz, değersiz hissedecektir.

Yapılması gereken :

         Ev ortamında ; bütün karar ve konularda olmasa da , bazı konularda ona da danışılması , fikrinin –düşüncesinin alınması, özellikle de onunla ilgili karar ve konularda fikrinin alınması , onun isteği doğrultusunda hareket etmeye çalışılması , kendisine ,ve isteklerine önem verildiğini , saygı duyulduğunu hissettirecektir. Bu da  kendini önemli ve değerli hissederek mutlu olması , kendine güven ve saygı  duyması  açısından ve de ileride kendi hayatıyla ilgili doğru ve sağlıklı kararlar almayı öğrenmesi açısından çok önemlidir.

6 . Böyle Yaparsan Seni Sevmem Tehdidi :
        
Çok az rastlanılsa da ebeveynler olarak bazen bu ifadeyi çocuklarımıza karşı kullanabiliyoruz. Düşünüyoruz ki ,böyle yaparsak  çocuğumuz yapmış olduğu olumsuz davranışı bir daha yapmaz.
Bu çok yanlış bir tutumdur. Çünkü ; çocuk o davranışın doğrusunu / olumlusunu bilmediği için öyle yapıyor. Bu durumda asıl yapılması gereken sabırla neden ve niçinleriyle doğrusunu anlatmak, öğretmeye çalışmaktır. Burada sevgisiz bırakma tehdidi hiçbir olumlu katkı sağlamayacağı gibi , çocuğa gizli bir mesaj olarak, annesinin –babasının onu sevmekten vaz geçebileceği mesajını verecektir. Bu da, çocuk olduğundan hatalar yapması doğal olan çocuğu, beğenilmeme endişesiyle  tedirgin edecek hata yapma korkusuna sürükleyecektir. Bu durum çocuk için kaygı demektir, endişe demektir. Toplum içinde beğenilmeme , yanlış yapma endişesiyle,  korkusuyla rahat olamama demektir.

Yapılması gereken :

         Her ne olursa olsun çocuğumuzdan ihtiyacı olan sevgimizi esirgememeliyiz. Onun , yemek yemeye, uykuya … ihtiyacı olduğu kadar bizim sevgimize de ihtiyacı vardır. Bir çiçeğin bir süre sulanmadığını düşünsenize. Kurumaya başlar, yaprakları solar,kendini bırakır. Canlılığını kaybeder, çiçek olmaktan çıkar. Çocuklarımızda bizim çiçeklerimizdir.  Canlılıklarını , neşelerini , yaşama sevinçlerini kaybetmemeleri için , sevgimizle onları hemen hemen hergün sulamalıyız.

7. Evde Çocuğun Varlığıyla Yokluğunun Belli Olmaması :

         Günlük hayatın hızlı akışı içerisinde anne- babalar çocuklarına fazla vakit ayıramamakta , onların yaptıklarıyla , istekleriyle sevinç  ve üzüntüleriyle  yeterince  ilgilenememekteler. Her çocuk sevinç ve üzüntülerini , başarılarını en sevdikleriyle –yakınlarıyla paylaşmak ister. Bu onun için bir ihtiyaçtır. Bu ihtiyacına ailesinin ilgi göstermeyişi, cevap vermeyişi,   çocuğu hayal kırıklığına itmekte ,yalnızlık duygusunu yaşatmakta, ailesinin ona fazla önem ve değervermediğini  düşündürmektedir.

Yapılması Gereken :

         Ebeveynler olarak çocuklarımızın ihtiyaçlarını doğru ve sağlıklı algılamalıyız. Çocuklarımızın , yemek yemeye , uyumaya ihtiyacı olduğu kadar önemsenmeye de, çevresinden  ilgi görmeye , taktir edilmeye , yaptıklarıyla –söyledikleriyle beğenilmeye de ihtiyacı vardır. Çocuklarımızın bu sosyal ihtiyaçlarının farkına varıp ; onlarla her gün , olamıyorsada iki üç günde bir özel vakit geçirmeliyiz. Bu özel vakitte sadece onlarla ilgilenmeliyiz. O özel zaman başka işlerin arasına sıkıştırılmamalı , sadece çocuğa ayrılmalıdır. Süreyi imkanlarınız nispetinde kendiniz ayarlayabilirsiniz. Önemli olan sık sık olması , sadece çocuğa ait olmasıdır.
         Bunu yaptığımız da çocuğumuza ;
        
Kendisiyle ilgilendiğimizi
         Onu önemsediğimizi
         Bizim için değerli , önemli olduğunu
         Ailede vazgeçilmez bir yeri olduğunu
         Onu sevdiğimizi
         Ona saygı duyduğumuzu    söylemiş , söylemekle kalmayıp hissettirmiş/yaşatmış da oluruz.

 

8 . Kendi Başaramadıklarını Çocuğun Başarmasını İstemek :

         Bir ebeveyn hatası da , hayatında yapmak-ulaşmak isteyip de elde edemediği bir şeyi  - bu genellikle bir meslektir – çocuğunun başarmasını istemek   baskı , yönlendirme yapmaktır.
         Buna örnek vermek gerekirse :     Kişi doktor olmayı çok istediği halde olamayıp başka bir meslekte çalışıyordur. İçinde uhde kaldığından , çocuğunun doktor olması için istek ve arzu içerisinde olup ona zorlayıcı yönlendirme yapmaktadır. Bu çok yanlış bir tutumdur.Çünkü veli; çocuğunun ilgi, istek ve yeteneklerini, onun hayallerini hiçe saymakta , görmemezlikten gelmekte ; en önemlisi çocuğunun  hayallerini gerçekleştirmekten   vazgeçip  onun  hayalleri için yaşamasını istemekte.

 

Yapılması Gereken :

Çocuklarınızın sizin için yaşamasını istemekten vaz geçmelisiniz. Onlarında kendilerince hayallerinin , ideallerinin oluşmasına , gelecekleriyle ilgili planlar yapmalarına izin verin . Hem izin verin hem de gerçekleştirebilmeleri için destekleyin. İleride, onlarında çocuklarına, sizin yaptığınızı yapmamaları için  yardımcı olun.
Gerçekleştiremedikleriniz için duyduğunuz  arzuyu –isteği ,benzer bir sosyal çalışma, kurs vb. ile tatmin etmeye çalışabilirsiniz.  

9 . Örnek Olmak Yerine , Öğüt Vermek :

         Güzel bir söz vardır; ‘’ Öğüdün Yolu Uzun , Örneğin Yolu Kısadır. ‘’
Bu sözün anlamı şudur. Çocuğa bir şey öğretmek , anlatmak için ona bol bol öğüt vermenin  çok da etkili bir yöntem olmadığı, en etkili ve kısa sürede sonuç veren yöntemin , çocuğa örnek olmak olduğudur. Gerçektende öyledir, çocuk duyduğunu değil ,gördüğünü öğrenir.
         Sigara içen bir ebeveynin çocuğuna sigara içmemesini öğütlemesi , çocuğun sigaraya alışmaması için pek de etkili olmaz.
         Okumak , yeni bir şeyler öğrenmek için eline bir kitap almayan anne-babanın ; kendileri oturup televizyon izlerken çocuklarına derslerini çalışıp ödevlerini yapmasını söylemesi , çocuğu ders çalışmaya tam motive etmeyecektir. Annesi-babası gibi oturup tv. İzlemek varken. 
        
Yapılması gereken :
 
         Her şeyden önce kedi yapmadığımız bir şeyi çocuğumuzun yapmasını istememeliyiz. Ev ortamında ve sokakta bunca çeldirici varken, çocuğun ders çalışması, kitap okuması çocuk için biraz zor olabilir. Biz ebeveynler olarak elimize sık sık kitap, dergi alarak çocuğumuza örnek olmalıyız. Çok önemli bir noktadır: Çocuğumuzun ders kitaplarını zaman zaman okuyarak bilgilerimizi tazelemeliyiz, öğrendiklerimizi aile üyeleriyle, onunla paylaşmalıyız. Böyle yaparak; onun kitaplarının,okuduklarının önemli ve değerli olduğunu , yeni şeyler öğrenmenin , yeni bilgiler kazanmanın insan hayatında önemli olduğunu, öğrenmenin-bilgi edinmenin  sadece okulla ve ödevle sınırlı olmadığını , vazgeçilmez bir ihtiyaç olduğunu ona öğretmiş, hissettirmiş oluruz. Her konuda önce biz yaparak ona örnek olmalıyız.
        

  1. Aşırı koruyuculu:

Bazı anne babalarda çocuklarına  gereğinden fazla düşkündürler. Her zaman  çocuklarının yanındadırlar. Çocuklarının tek başına bir şey yapamayacağını , tek başına başarılı olamayacağını , ödevlerini tek başına yapamayacağını ,kıyafetlerini tek başına giyemeyeceğini , tek başına okula gidemeyeceğini, akranlarının içinde tek başına olamayacağını , marketten bir ekmek alamayacağını …….. zannedip ,sürekli çocuklarının yanında arkasında olmayı tercih ederler. Bu da yanlış bir ebeveyn tutumudur.
Böyle yaparak çocuğunuzun sorumluluk duygusunu geliştirmesine  kendi işlerini kendisinin yapması gerektiği bilincinin oluşmasına engel oluyorsunuz. Toplum içinde kendi ayakları üzerinde durmayı öğrenmesine izin vermiyorsunuz. Yaşamında sürekli olarak size bağımlı kalmayı öğretiyorsunuz. Hep çocuk olarak kalacağını varsayıyor, büyümesine imkan vermiyorsunuz.

Yapılması gereken :
 Çocuğunuzun hep çocuk olarak kalamayacağını, ömrü boyunca yanında olamayacağınızı görüp, onun , ileride sağlıklı , güçlü , kendi kendine yetebilen bir birey olmasına yardımcı olmak için; şimdiden küçük sorumluluklar vermeli, her zaman değil , ihtiyacı olduğunda yardım edilmelidir. 

 

 Evet, sevgili anne-babalar! Hepimiz ebeveyniz. Hepimiz çocuk yetiştirmek konusunda çok şey biliyoruz. Ama ; bilmediğimiz çok şey olduğunu da bilelim ve bundan sonra
Çocuklarımıza karşı biraz daha ilgili  olalım .
Onları sevdiğimizi,
Bizim için önemli ve değerli olduklarını ,
Onlara saygı duyduğumuzu onlara sık sık hissettirip yaşatalım.
İyi yönlerini de  görüp taktir edip onurlarını okşayalım.
Onların problemleriyle ilgilenelim. Bizim için basit ve önemsiz olan sorunlar onlar için önemlidir.
Problemlerini tek başına çözemeyip altında kalan çocuk/genç; kendince  mutlaka bir kaçış ( çıkış ) yolu bulacaktır . Bulduğu bu yol , yalan söylemek olabilir , tırnak yemek olabilir, aileden uzaklaşmak olabilir, yanlış kişilerle
 ( gruplarla ) arkadaşlık olabilir, zararlı madde bağımlılığı olabilir.